uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2010 Cuma

Deal with the Devil!

İstediğim saatte uyuyup istediğim an uyanabilecek bir bünyeye sahip olmak için ruhumu şeytana satarım, acımam. Şan, şöhret, para falan istemiyorum şeytancan, uyku mevzunda kedi yetisine sahip olmak istiyorum sadece, huoop uyu huoop uyan, uyandın canın sıkıldı huoopp tekrar uyu!!

13 Ekim 2009 Salı

Uykuuuooo Allah Belanı Versiiieeeennnn!!!

Sevgili blog okuru şu an sinirden kavruluyorummm!!!Son 4 gündür sabah 5 civarı uyuyan bünyem dün gitmem gereken bir yer olmasından mütevellit erken kalktı ve bugün erkenden beynimden vücuduma “uyu” mesajını yaydı. Bende kırmadım kendisini ve saat 10 civarı koydum kafayı yattım.Amma velakin ne oldu saat 2’de tam 2:00’da uyandım.Reva mıdır,normal midir,bünye midir layyn buuu!!! Oğlum uyku bak(yazar burada uyku sistemine sesleniyor,sen üstüne alınma okur),böyle giderse uyku terapistine falan gitmek zorunda kalacaz,senin yüzünden blog okuru Zen’in uyku sorunları blogunu okuyor gibi oluyor kaçıncı yazı oldu bu?Bak sana 2 saat mühlet,sorun çıkarmadan devreye girdin girdin yoksaaaa?!?!Lan yoksa ne ,mal gibi oturacam işte sabaha kadar…

7 Ağustos 2009 Cuma

Rakı


Farkındayım blogu anti yeşilaycı bir hale getiriyorum yavaştan.Sigaraya methiye yazısının ardından rakı diye giriyorum olaya.Derdim şu ki; akşama arkadaşlarım bana gelecek ve mezeler,türküler ,muhabbetler ekseninde daha önce bir kez yapıp geleneksel hale getirmeye çalıştığımız rakı içme etkinliğimizi gerçekleştireceğiz.Ancak sabah 4:30 civarı uyanmış bir bünye olarak değil rakı içmek yataktan kalkmaya mecalim yok şahsen.Bakalım yıllardır gururla taşıdığım Zen fena içmez heaa etiketim mazide tatlı bir anı olarak mı kalacak zira bu uykusuzlukla üçüncü dubleye bile gelmeden sızmaktan korkuyorum...Neyse şimdi gideyim hazırlığımı yapayım çıkarayım çızıklı picamamı ,beyaz atletimi...


14 Temmuz 2009 Salı

Yazdan Kalma Bir Gün...Evet Yazdan...

Uyku düzenimin ne gaddar saçmasapan olduğu hakkında bi yazı yazmıştım zaten.Bu ara iyice saçmalayan bu sistem nedeniyle bu ara beraber kaldığım abimle aynı ev içinde günde en fazla 3-4 saat görüşebiliyoruz.Ben uyanırken(dün akşam 10’da uyandım diyeyim durum daha bi açıkça anlaşılsın) o uyumaya gidiyor ,o uyanıkken ben uyuyorum.Bu durumu kendi içimizde hırsızlık önlemi olarak adlandırmaya başladık çünkü evde 24 saat birileri uyanık vaziyette(uff uyanık yazmaktan yoruldum,bak hala…).İşte bu işleyişi durdurmak için bugün akşama kadar uyumamaya karar verdim.

Dedim madem uyumayacam kendimi şu sabah saatlerinde yeni uyanmış modlara sokayım,inanırsam uyumam.Zaten kahve-sigara ikilisi yüzünden kazınan midemi de mutlu etmek için pastaneye gitme kararı aldım.Camdan havayı kontrol etmek üzere bakınca üstümdeki şort,tişort ikilisine birde uzun kollu gömleğin eşlik etmesine karar verdim ve anlamsız bir kombinasyonla dışarı çıktım.Siyah şort,kırmızı tişort,yeşil gömlek…oo beybeaa dediğinizi duyar gibiyim.

Dışarda güneş var ama oldukça soğuk esen bir rüzgarda beraberinde. Hava tam okulun ilk başladığı zamanlar ,yazın bittiğini kabul etmek istemeyen okula giden bünyenin yediği rüzgarla ,gerçeklerle yüzleştiği kıvamda.Farkındayım enteresan bir tanım oldu ama bence herkes anlamıştır neden bahsettiğimi.Evin önündeki yokuşu çıkınca,Temmuz ortasında yaşadığım nostalji tavan yaptı.Çünkü okula gitmek için dolmuşa bindiğim noktaya ulaşmıştım.Ve işte sabahın bu saatlerinde görmeye alıştığım benden hiç hazzetmeyen güruh ordaydı(Bu arada biri beni aydınlatsın lütfen “Ve” ile cümle başlar mı?Emin değilim çekinerek öyle başladım,eğer kurallara uygunsa allaama hiç acımam her cümlemin başı yapar hatta adımı bile öncesinde “Ve” kullanarak söylerim yeminle).Başını halk ekmek büfesi kuyruğunda bulunan teyzelerin çektiği bu güruhta aynı zamanda her sabah o saatte ne yaptıklarını anlamadığım bıçkın mahalle delüannıları ve sabahına göre değişen kalıcı olmayan figuranlar bulunuyordu.

Önce teyzelerin yanından geçiyor ve kara camlı güneş gözlüğümle, yandan yandan çaktırmadan beni hatırlayıp hatırlamadıklarını kesiyordum.Ben onları ayırt edemiyorum çünkü onlar çekik gözlü insanlar gibiler,hepsi aynı sanki.Fakat sanki beni hatırladılar ve hatta her sabah :“Anam Hayriye tipe bak küpeli falan,nası tip anam bu?” “Oyy oyy sorma hemşirem ,bizim kız damat olarak bunu getirse bacaklarını ayırırım valla!” ya da buna benzer yaptıkları (tamamen hayal gücümdür bu konuşmalar ama o bakışlar başka anlama geliyor olamaz lan) muhabbeti yeniden bi tekrarlama şansına kavuştular.Oysa ki ben uzun saçlarımı kestirince Hayriye Teyze’nin gözüne girerim diye düşünüyordum,yıkıldım lan.

Teyzeleri atlattıktan sonra bıçkınların yanına geliyordum ve Türk erkekleri arasında yazılı olmayan kurallar doğrultusunda “Naayaksın koçum sen?” bakışmasını karşılıklı olarak yapıp yoluma devam ediyordum.Bu bakışmalar eko sistem için zaruridir ancak süresini ve şeklini ayarlamak kaidesiyle.Az bakarsan “adam mısın da hava atıyon koçum” mesajı verirken ,çok bakıldığında arkanızdan “gay lan heralde” yaftasını yeme riskiniz bulunur.16 yaşından sonra tüm Türk erkekleri kıvamı tutturmayı öğrenir.

Okul başlamış gibi,havada güneş var ama soğuk,durağın çevresi tipik ahalisiyle çevrili.Amma velakin ne okul var ne sonbahar gelmiş.Zaten benimde bi nebze içimi burkan bu oldu.Daha doğrusu sonbahar yine gelecek ama bu sefer uff okul başlıyo sıkıntısını yaşamayacam.Bu sefer okula gittiğimde arkadaşlarımla “geldik yine koduğumun okuluna” merkezli serzenişsel konuşmaları değil o arkadaşlarımdan bir kısmına “arkadaşlar haftaya Obama’nın TBMM’de yaptığı konuşmadan sorumluymuşsunuz ,B. Hoca öyle söyledi” diyen adam olacağım.Dur klişenin gözüne vurayım "Hayat garip lan" diyerek bitireyim yazıyı...Valla da bitirdim...

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Uyku Sorunu ve Psychedelic Türk Televizyası


Bilimsel bir makale başlangıcı hissiyatı vermek için yapacağım giriş şöyle olacak:Uyku ,yüzyıllardır nedeni tam olarak bilim tarafından çözümlenememiş olgu! Lan ya da çözümlenmiştir belki, ben en son bıraktığımda bilim dünyası halen net bir cevap bulamamıştı buna.Sorunca "yok vucudun bi kendini kapaması ,rahatlaması gerekiyor", da niye diye soruyorsun adam sana "E şimdi vücut sistemi genel olarak...." arkadaşım yuvaralma net bişey söyle bana! YOK!Bilim dünyasına olan inanç kaybım nedeniyle çocukken aldığım Bilim-Teknik'lerden sonra küstüm kendilerine.Çünkü şu hayatta beni kendimden en çok soğutan,tüm sosyal hayatımı derin yumruk darbeleriyle tepetaklak eden şey bu uyku,uykusuzluk,boktan uyku düzen(sizliğ)im.Ve adam gibi bir cevap bile veremiyorlar bana.

Nedir bu düzensizlik peki?En kısa ve öz hali :uyuyamıyorum ve uyanamıyorum.Bu iki durum artık psikolojimede mıh gibi kazındığı için geri dönüşü de yok gibi gelmeye başladı bana.Uyumadan aralarda kahve takviyeli net 2 gün hiç uyumadığımı biliyorum.Deli gibi uykum oluyor ancak biliyorum ki uyursam uyanmayacağım ve ertesi gün varolan önemli(Okul,iş,buluşma) gibi bir yere gidemeyeceğim.Bu yüzden Pazartesi günleri beni insanlar hep sinirli hatırlayacaklardır.Çünkü haftasonu sonrası çoktan uyku sistemimin ağzına sıçılmış olup Pazar gecesi hiç uyumamışımdır.Yani benim Pazartesi Sendromların az biraz diğer insanlarda olandan farklı halde.

Bunun tam tersi bir durum olan uyanamama korkumdandır bu hiiç uyumadan geçirilen günler.2 gün uyumama rekoru olan bünyemin aynı zamanda 19 saat aralıksız uyuma gibi de bir rekoru da bulunmaktadır.O dönem ki kız arkadaşım gece 11 gibi uyumamızın ardından;okula gitmiş gelmiş ,beni halen uyuyo vaziyette bulduğunda bişey olduğundan korkmuş ,dürtmüş "Niyeaaaah" gibi anlamsız bir iniltiyle kendisini defetmemsonrası halen hayatta olmamın getirdiği rahatlıkla tv izlemeye başlamış beni unutmuş ve akşam saat 6 gibi ben aklına geldiğimde bir panikle benim tüm karşı koymalarıma rağmen şahsımı uyandırmıştır ve olası daha baba bir rekor kırmamın önüne geçmiştir.Uyandığımda oyun hamuru kıvamında olan bünyem,havanın da karadığını görünce iyice kendisinden tiksinmiştir.

Bu durumun başlangıcı çocukluğa dayanıyor,daha doğrusu şartlardan değil tamamıyle gen haritamın bana oynadığı bir oyun gözüyle bakıyorum duruma.O zamanda gece uyku tutmazdı anasınıfında bile sabahları zor uyandığım için beslenme saatinde giderdim okula.Geceleri babam "Uyu lan artık"şeklinde azar kayınca da "İsteyince nasıl uyunuyor ya ben beceremiyorum" diyerek savunurdum kendimi.Ve bi seferinde babamdan gelen tarihi cevap çocukluğumun ağzına sıçıyordu:"Uyumayı düşüneceksin!!"Abartmıyorum yaklaşık 5-6 yaşlarında aldığım bu cevap sonrası çook uzun bi süre, her gece yatağında kendi kendine Uyuucam,uyuucam,uyuucam..." diyerek çırpınan bir çocuk vardı.Allahtan 10-11 yaşlarında karşı cinsi farkettimde bu uyuucam rezaleti bi son buldu ,artık uyumadan önce "Lan evlenirim ben bu kızla allaama" diye hayal kuran normal bi çocuk vardı.

Günümüze geçiş yaptığımızda ,bu gerzek uyku düzeni yüzünden geceleri uyuyabilmek üzere Türk televizyonlarının köpeği olmuş durumdayım.Hani tv başında uyumaya çalışırsam bi anda kayar giderim şahanede uyurum mantığıyla.

Tek yaşıyorum; evde 1 i çift kişilik olmak üzere 3 adet yatak var ve ben bu tv bokuna boyumun resmen yarısı boyutta ki çiftli koltukta alabileceğim en kalitesiz uykuya tamah ediyorum.İşin garibi ,sanırım kediler gibi uyku kokusu bıraktım koltuğa ne zaman oraya uzansam bi esneme başlıyor.Sadece bende de değil eve gelen herkesi uyarıyorum koltuk hususunda.

Peki uyumak için favori programlarım neler?Aslında program değil kanal diye düzeltmek istiyorum!Çünkü Fox bu konuda çağ atlamış haldeydi 2 sene öncesine kadar.Gece 3 gibi Ahmet Çakar'la Şansa Bak isimli içinde bol azarın,bol kolpanın yer aldığı tv tarihinin mihenk taşlarından biri olan eşssiz "yarışma" benim ninnim olmuştu adeta.Ahmet Hoca'nın sesini duymadan gözüme uyku

girmez olmuştu.Bebekler için saç kurutma makinası sesi neyse Ahmet'in sesi de benim için öyleydi.Şöyle de bir ayrıntı vermek istiyorum ,sanırım en az 20 bölüm falan izledim yarışmayı 1 kere bile büyük ödülün verildiğine şahit olmadım,ki çevremde sordum soruşturdum ,görende yok.Heaa bu muazzam programda uyuyamadıysam köprüden önceki son çıkış namına Arka Sıradakiler isimli içinde "Müzük isyandır oğğlum metaldir,rocktır,Mor ve Ötesi'dir,Haluk Levent'dir,Manga'dır". cümlesinin kurulabilmiş olduğu ve Bülent Emin Yarar gibi büyük bir oyuncunun orda ne aradığına dair beni hezeyanlara sürüklediği dizimmm başlıyordu.Belki eşi Yaprak Dökümünden parayı kırmaya başlayınca ,Bülent Abi klasik erkek komplekslerine vakıf olmuştur ve bu güzide diziye başlamıştır.Şöyle bir kıstasa sahiptim o zamanlar eğer ki dizinin ilk 15 dakikası uyuyamadıysam artık uyusam da uyanamam deyip kendime kahve yapıyordum.Ahmet Hoca'nın major kanallara transfer olmasıyla(ki tutmadı) Fox'da ki bugece şölenim de sona eriyordu ve kendime bunu bahane ederek artık içerde ki çift kişilik yatağa transfer oluyordum.

Not:Yalnız bu uyuucam hadisesi aklıma takıldı du ben yarın gece bi daha deneyim belki bi faydasını görürüm=)

Not2:Yazının düzenlenmesi hususu acemiliğime gelmiş ,satırlar saçma sapan ayrılmış ,kelimeler olmadık yerlerden bölünmüş falan... İlk post olur öyle diyerek pişkinliğe vurur hiç düzeltmeye uğraşmam şahsen...

Bunlarda Var:

Related Posts with Thumbnails